ana sayfa  iletişim  
İbb Tube video izle video haberler video paylaş İBB Facebook Sayfası İBB'yi Twitter'dan takip edin! İBB Flickr İBB Youtube Televizyonu

Ana Sayfa > Gündem

İnteraktif Uygulama
e-belediye
 
Online Ziyaretçi:17153
Dünyanın ilk ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ İstanbul’da açıldı
24.05.2008 19:05:00         Bookmark and Share karakter büyüklüğü Yazı karakterleri büyütmek için tıklayın ! Yazı karakterleri büyütmek için tıklayın !
Başbakan Erdoğan ve Başkan Topbaş tarafından Gülhane Parkı’nda açılan ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’, bilim tarihine farklı bir bakış getirecek. Törende konuşan Erdoğan, “Burada sergilenen eserler medeniyet tarihi yazımında düşülen çok temel bir yanılgıyı düzeltme imkanı verecek” dedi.

Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda hizmet verecek olan İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi törenle açıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı ve Prof. Dr. Fuat Sezgin ile ortak bir çalışma yaparak dünyanın ilk ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni İstanbul’a kazandırdı. İslam kültürünün bilim dünyasına ve modern bilimin oluşumuna katkılarını gözler önüne seren müzenin açılışına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Prof. Dr. Fuat Sezgin ve eşi bilimler tarihçisi Dr. Ursula Sezgin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, TÜBİTAK Başkan Vekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Engin Bermek ile Büyükşehir Bürokratları da katıldı.

Başbakan Erdoğan; “İstanbul’un müze fakirliği bizi üzüyor…”

Açılış töreninde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin müzeler fakiri bir ülke olduğunu belirterek,  hele tarih, kültür kenti İstanbul’un bu noktadaki fakirliğinin kendilerini ayrıca üzdüğünü belirterek, Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda açılan “İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”nin geçmişi anlamak ve geleceği anlamlı kılmak için önemli olduğunu söyledi. Müzenin kurulmasına öncülük eden Fuat Sezgin ile tanıştığı ilk günde, böyle bir eseri ortaya çıkarma kararlılığını dinlediğinde, Sezgin’in heyecanını unutamayacağını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu;

“Bu toprakların bir evladı olarak, buraya bu eseri kazandırma gayreti, hele hele böyle bir mekanı da tespit ederek, bunu burada anlamlı kılma tespiti, beni de duygulandırmıştı ve arkadaşlarımla bunun istişaresini yaparak, bu adımı atalım dedik. Biz aslında müzeler zengini bir ülke değiliz. Müzeler fakiri bir ülkeyiz. Hele hele tarih, kültür kenti İstanbul'un bu noktadaki fakirliği bizi ayrıca üzmektedir. Dönemimiz, öyle zannediyorum ki, hiçbir dönemle mukayese edilemeyecek şekilde... Gerek devlet, gerekse özel müzelerin açılma noktasında en önemli adımların atıldığı bir dönem olmuştur. Tabii ki bu devam edecek, bununla kalmayacağız.”

Müzenin sadece burada sergilenen eserler bakımından değil, medeniyet tarihi yazımında düşülen çok temel bir yanılgıyı düzeltme imkanı verecek olması nedeniyle de çok değerli ve anlamlı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, “Tarihi veriler, tartışmasız biçimde gösteriyor ki İslam düşünür ve bilginleri, 8. yüzyıldan itibaren bilimsel düşünceye kaynaklık edecek, çok yönlü araştırmalar yapmışlar, çok başarılı sonuçlara ulaşmışlardır. Müslüman düşünür ve bilginlerin bu çalışmalarının 12. yüzyıldan 16. yüzyılda uzanan süreçte, Arapça’dan Latince’ye yoğun olarak çevrildiği; Avrupalı bilim adamlarının kaynaklarını belirtmekte çok özenli davranmasalar da bu çalışmalardan yararlandığı biliniyor. Bugün hala inkar etmeye devam ediyorlar. O ayrı mesele... Tarihe ve insanlığa karşı sorumluluğunu yerine getiren her tarihçi, her bilim adamı şu gerçeği kabul ediyor; İslam medeniyeti, 8. yüzyıldan itibaren çok değerli bilimsel ve kültürel çalışmalar gerçekleştirmiş. Bu çalışmalar 12. yüzyıldan itibaren Avrupa medeniyetini önemli ölçüde beslemiştir” diye konuştu.

Medeniyet tarihine bakarken İslam medeniyetine hizmet eden bilgin ve düşünürlere hakkını teslim etmenin hakkaniyetin gereği olduğunu belirten Recep Tayyip Erdoğan, İslam’ın ilk emrinin “Oku” olduğunu, kadına ve erkeğe doğumundan ölümüne kadar bilimi emrettiğini hatırlatarak, “Bunun yanında sürekli bir ikaz vardır ki, bu çok önemli. Bizim inanç değerlerimizde, kitabımızda hep akledenlere hitap edilir; düşünenler için orada büyük hikmetler olduğu sürekli hatırlatılır: Akıl, ilim, düşünce... Bunların üçü sürekli zikredilmiş. Eğer bizler, birer Müslüman olarak bunu yerine getirmiyorsak, kimse kalkıp faturasını bu medeniyete, bu inanca kesemez. Öyle bir hakkı yoktur” dedi.

Müzede İslam Medeniyeti’nin bugünlere miras bıraktığı eser ve araçların şimdilik bir bölümünün sergilendiğini anlatan Erdoğan, müzenin çok önemli katkı sağlayacağını ifade eden Erdoğan, pek çok bilim adamı, tarihçi, kurum ve kuruluşun katkılarıyla bu eserin ortaya çıktığını dile getirerek, “Buna elbette, tarihin derinliklerinde, insanlığa kandiller yakan bilimsel ve kültürel gelişime çok sağlam zemin hazırlayan, Müslüman bilgin ve düşünürlerini eklemek gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Müze arı kovanı gibi çalışacak…”

İstanbul’un tarihi, coğrafi ve kültürel yapısıyla ölçüşen bu müzenin ziyaretçilerinin, medeniyet inşa eden asli gücün zihinsel arayış ve bilgelik olduğunu fark edeceklerini vurgulayan Erdoğan, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın belediyelerle işbirliği yaparak, İstanbul içinden ve dışından programlar yaparak, müzenin arı kovanı gibi çalışmasını sağlayacağını kaydetti. Gülhane Parkı’nın o zaman çok daha iyi tanınacağını belirten Erdoğan, Gülhane’nin de bir tarihi olduğunu, sadece gül ve çeşitlerini barındıran bir yer değil, tarihi itibariyle de ne anlama geldiğinin çok daha iyi anlaşılacağını söyledi.

Müzede sergilenen mirası paha biçilemez değerde gördüğünü vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Müzeyi, yeni katkılarla daha da zenginleştirilerek geleceğe taşınması gereken müstesna bir emanet kabul ediyorum. İnsanlığın sahip olduğu en zengin medeni tecrübelerle bugüne gelen, asırlar boyunca farklı inanış, kültür ve yaşam biçiminin beşiği olan İstanbul, aynı zamanda Sultanahmet, aslında dünya turizminin bir hareket noktası haline geldi. Bu eserle Topkapı ve bu müze farklı hizmetler de sunacak. Bu değerli eseri gururla gezecek, tanıyacak, bunu da kendi ülkelerine taşıyacaklardır. İslam medeniyetinin, insanlığın bilimsel gelişimine yaptığı büyük katkılar, bu müzenin varlığıyla artık imkanı mümkün olmayan bir görünürlüğe kavuşacak. Bu müze genç kuşakların tarih bilincini sağlamlaştıracak. Böyle bir müzenin Türkiye’de özellikle İstanbul’da açılmasını, coşku ve heyecanla karşılıyorum ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

Bakan Aydın; “Müze Müslümanların başardığının delilidir…”

Devlet Bakanı Mehmet Aydın da İslam dünyası hakkında bir takım kanaatler ortaya atılırken, İslam’ın bilinmeyen bir medeniyet gibi göz önüne getirdiğini ve “Bu Müslümanlar bir şey başarmadılar, başaramıyorlar, başaramayacaklar” denildiğini belirterek, “Bu müze bunu yalanlayan, yanlış yerine doğruyu koyan somut bir projedir, somut bir başarıdır. Bizim de engin, derin, zengin bir tarihimizin bilincini ihmal etme hakkımız ve lüksümüz yoktur ve olamaz” dedi.

Tarihin bilinmesinin aynı zamanda bugünün bilinmesi ve yorumlanması olduğunu ifade ederek, Fuat Sezgin’in, İslami araştırmaların 8. yüzyıldan itibaren başladığını ifade ettiğini, bunun ne kadar erken bir tarih olduğunu anımsatmak istediğini dile getiren Bakan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bırakınız orijinal bir ilim, sanat, teknoloji üretimine geçilmesini, başka kültürlerin ürettiğinin alınması bile bir akıl seviyesi istiyor. Bu seviyenin kaynağı çok iyi bilinmelidir. İnsan denilen varlık kendini bilecektir, bu her türlü bilmenin anahtarıdır. İnsan denilen varlık tabiatı bilecektir. İnsan denilen varlık tarihini bilecektir. Tarihi bilmek niçin önemli? Bugünkü sorunların önemli bir kısmının temelinde birbirimizin kültürünü, medeniyetini, medeni başarılarını bilememe, yani cahillik vardır. Bilinmediği için düşman olmak da, sevmemek de kolay oluyor. Bugün dünyanın gidişatını önemli ölçüde etkili olan çok önemli bir kişi, önemli bir kurumun başındaki kişi, izin verirseniz, ismini vermeyim, yaptığı çok tedirginlik uyandıran bir konuşmasında demiştir ki, ‘İslam’ın en önemli sorunlarından biri akılla yüzleşememesidir, rasyonel bir düzeye gelememesidir’ Oysa o rasyonelliği alabilme ve o rasyonellikte adım atabilme tarihi, İslam vahyinin gelişinden takriben bir asır, hatta daha yakın bir zaman sonradır. İslam öyle bir düşünce dünyası ki, ortaya çıkışından sonraki iki asırda, kültür ve medeniyet dünyasına 100'ün üzerinde düşünce ekolüne sahip olabiliyor. 4-5-6 sistemli felsefeye sahip olabiliyor, dinin derinliğine anlaşılması için tasavvufta en az 7-8 kanalda, kolda önemli başarılar ortaya koyuyor ve bilimde, teknolojide, başarıyı, hakka itaatin, hak sevgisinin bir parçası olarak görüyor. Onun için de bilimi hem kadına, hem erkeğe doğumdan ölüme kadar farz kılıyor. Eğer İslam denilen medeniyetin ürünlerinin bir kısmı bilinmiş olsaydı, İslam dünyası yine eleştirilirdi ama koca bir tarih düşüncesizlikle, bilinçsizlikle, bilgisizlikle suçlanamazdı. Batının ‘karanlık’ dediği Orta Çağ bu müzede sergilenen ürünlerin ortaya çıkmasını sağlayan ‘aydınlık ve mübarek bir çağdır. Bu çağ olmasaydı, bugün haklı olarak imrenilen ve beğenilen Batı medeniyeti olmasaydı, bugün insanlığın bulunduğu yerde olamayacaktı. Buradan yola çıkarak İspanya’dan, İtalya’dan oradan Avrupa’ya çıkan Müslümanların geliştirdiği felsefe, bilim ve teknoloji, apayrı bir toprakta apayrı üretimlerde bulundu. Aşağı yukarı iki asırdır o topraklardan ödünç alıyoruz. Medeniyetler tarihi özü itibariyle bir alıp-vermek tarihidir. Bu medeniyetleri bilmemedir ki, bizi çok rahat bir şekilde medeniyetler çatışmasından bahsettirebiliyor.”

Bakan Günay; “Topkapı Sarayı’ndan dünyaya hafıza müdahalesi yapıyoruz”



Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesiyle bir ilkin gerçekleştirildiğini belirterek, “Buradan, Topkapı Sarayı'nın has ahırlarından, bütün dünyaya çok makul ve medeni bir hafıza müdahalesi yapmaya çalışıyoruz. Bu şekilde dönüp kendimize de bir uyarı yaptığımız söylenebilir. 1500’lü yıllardan bu yana duraklamış bu medeniyeti, bu hafıza müdahalesinden yola çıkarak yeniden uyandırmak konusunda hepimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin Fuat Sezgin hocanın gayretinden ders alması çok daha büyük bir şevkle, inanç ve gayretle çalışması gerekiyor. Öte yandan, bu kapsamda Tarihi Yarımada’yı iyileştirme, tarihine yakışır bir ortama kavuşturma konusunda gayretlerimiz de sürüyor” şeklinde konuştu.

Başkan Topbaş; “Müze Müslümanların medeniyete katkısının göstergesidir”

Törende konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da İslam medeniyetinin teknik, ekonomik ve teknoloji tarihinde benzersiz bir birikim oluşturduğunu ifade ederek, müzenin, Müslümanların medeniyete koyduğu katkıların bilinmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Müzenin gelecek kuşaklara önemli yansımalar ortaya koyacağını vurgulayan Başkan Kadir Topbaş, “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin Fethin 555 yılında İstanbul’da Sur-i Sultani’de açılışını çok anlamlı buluyorum. Bu müze gelecek kuşaklara İstanbul’dan önemli yansımalar yapacak ve bazı bilgilerin yeniden gözden geçirilmesine de fırsat verecektir. Müslüman bilim adamlarının modern bilime yaptığı katkıları gözler önüne serecek bu müzenin bir zamanlar dünyaya medeniyet götürmüş İstanbul’da kurulmasının çok doğru bir karar olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

2010 Avrupa Kültür Başkentliği çerçevesinde İstanbul’a yeni müzeler, kültür ve sanat mekanları ile yeni aktivite alanları kazandırdıklarını ve mevcut mekanları ihya ettiklerini hatırlatan Kadir Topbaş, şöyle konuştu; “Sur-i Sultani’de (Topkapı Sarayı ve Çevresi) de bu kapsamda 10 milyon YTL harcayarak yenileme çalışmaları yaptık. Gülhane Parkı’na 26 çeşitten oluşan 18 bin gül dikerek ismiyle müsemma bir peyzaj düzenlemesi yaptık. Ayrıca yine Gülhane Parkı’nda TÜBİTAK ile Bilim ve Teknoloji Müzesi ile Genç Mucitler Atölyesi kurmayı kararlaştırdık. Böylece bu üç müze geçmişten günümüze ve geleceğe bir bilim-teknoloji geçişi sağlayacak. Bu çalışmaların özellikle gençler üzerinde çok önemli katkıları olacağına inanıyorum.”

Prof. Sezgin; “Müslümanların başardığının küçük bir kısmını biliyoruz!”

Müzenin kurulmasına öncülük eden Frankfurt Üniversitesi Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Fuat Sezgin ise bilimlerin İslam dünyasında ulaştığı yaratıcılık safhasının, bazı alanlarda 8. yüzyılın ikinci yarısına, bazı sahalarda ise 9. yüzyılın ortalarına doğru gerçekleştiğini anlattı. Bu yaratıcılık safhasının 16. yüzyılın sonlarına kadar devam ettiğini belirten Sezgin, “Onların başardıklarının bugün küçük bir kesimini biliyoruz. Onlar diğer kültür dünyalarından, özellikle Yunanlılardan aldıkları bilimleri geliştirdiler; yeni bilimleri ortaya koydular, önderlik durumuna geçecek kültür dünyasında ortaya çıkacak bazı bilimlerin yollarını döşediler. 'Büyük' ve 'yaratıcı' diye vasıflandırdığımız bilimin 800 yıl kadar süren bu safhasında, Müslümanların Arapça yazan Hristiyan ve Yahudi vatandaşlarının katkısı az olmadı. Bilimler tarihine bu yaratıcı safhada nelerin kazandırıldığının hepsini veya büyük bir kısmını bilmekten henüz çok uzak bulunuyoruz, tamamını tanımak belki hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Ama bugün bildiklerimiz, bilimler tarihinin en büyük birkaç safhasından biri karşısında bulunduğumuzu duymamıza yetiyor” şeklinde konuştu.

Törende konuşmaların ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin’e katkılarından dolayı çini tabak ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Kültür Sanat Hizmet Ödülü”nü verdi. Daha sonra Başbakan Erdoğan, Bakanlar, Başkan Topbaş ve diğer katılımcılar kurdele keserek müzeyi açtılar. Törene, KKTC’den bazı bakanlar, milletvekilleri, yabancı misyon temsilcileri ile Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, müzenin mimarı Hilmi Şenalp, Başbakan Erdoğan'ın kızı Esra Albayrak da yer aldı. Erdoğan ve beraberindekiler tören sonunda müzeyi gezerek yetkililerden bilgi aldılar.

Müze bilim tarihine ışık tutacak…

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), TÜBİTAK, Frankfurt Goethe Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü ve Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde kurulan müzede, Frankfurt Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Enstitüsü tarafından kaynaklardaki tarif ve resimlere, çok küçük bir kısmı da günümüze ulaşan orijinal cihazlara dayanak hazırlanan, Müslümanlar'ın 8. ve 16. yüzyıllar arasında gerçekleştirdikleri alet ve cihazların örnekleri sergileniyor.

Kendi türünde ‘dünyada ilk’ olan “İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi”nde Müslüman bilginlerin kurdukları kimyasal düzenekler ile rasathane, hastane, üniversite gibi kurumsal eserler de görsel olarak yer alıyor. İlk etapta 140 eserin sergileneceği ve zamanla bu eserlerin sayısının 800’ü bulacağı müzede, ayrıca “Bilimler Tarihi Kütüphanesi” de yer alıyor. 3 bina içerisinde 3 bin 550 metrekare alanda faaliyet gösteren müze, rönesansın İslam kültür çevresinde 8. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar devam eden bilimsel çalışma ve başarılara dayandığını gözler önüne seriyor. Prof. Fuat Sezgin’in katkılarıyla oluşturulan müzede astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarındaki eserler ve aletler yer alıyor.



Resim Galerisi
( 1 / 5 )


Reklam / Hizmet Duyurusu


TRAFIK KAMERALARI
 
E-BEYANNAME
 
E-Sorgulama ve E-Ödeme
 
SEHIR REHBERI
 
BeyazMasa Başvuru Formu
 

 
10.Yıl İBB Yatırımları
 
İBB'yi takip edin - Twitter
 
İBB'yi takip edin - Facebook
 
İstanbul Spor Envanteri
 
İstanbul Bültenleri
 
Sosyal Tesisler
 
istanbulmetrosu.com web sitesi
 
İBBWeb Tv
 
Kulliyat
 
Şehir Tiyatroları
 
E-Bülten Arşivi
 
2014 Yılı Bütçesi
 
İFM Web Sitesi
 
Güvenli İnternet Hizmetleri
 
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Web Sitesi
 
Kamulaştırma Başvurusu
 
Kardeş Şehirler
 
Stratejik Plan
 
Tarihi Yarımada Yönetimi
 
İtfaiye
 
Zabıta