Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
Ana Sayfa İstanbul' da Hava Afet Bülteni Yayınlar Deprem Önlemleri Son Depremler

DEPREM NEDİR?

FAY NEDİR?

ANİMASYONLAR

SON DEPREMLER

ÖNEMLİ TELEFONLAR

KAYNAKLAR

DOĞAL AFETLERDE İLKYARDIM

DEPREM ÖNCESİ ALINACAK ÖNLEMLER

DEPREM ANINDA YAPILMASI GEREKENLER

DEPREM SONRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

PRATİK BİLGİLER

DEPREM NEDİR

Yerküre içerisindeki kırık(fay) düzlemleri üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinden kaynaklanan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsması olayına deprem denir.

• DEPREM PARAMETRELERİ

Herhangi bir deprem oluştuğunda, bu depremin tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için “DEPREM PARAMETRELERİ” olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır.

•  Odak Noktası (Hiposantr)

Odak noktası, yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir. Gerçekte, enerjinin çıktığı bir nokta olmayıp fay düzlemi üzerinde bir alandır. Fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.

•  Dış Merkez (Episantr)

Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır. Aslında bu, bir noktadan çok bir alandır. Depremin dış merkez alanı depremde açığa çıkan enerjiye ve derinliğe bağlı olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir. Bu nedenle “Episantr Bölgesi” yada “Episantr alanı” olarak tanımlama yapılması gerçeğe daha yakın bir tanımlamadır.

•  Odak Derinliği

Depremde enerjinin açığa çiktiği noktanın yer yüzünde olan en kısa uzaklığa depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km arasındadır. Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur. Derin depremler çok geniş alanlarda hissedilir. Buna karşılık yaptıkları hasar azdır. Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.

•  Odak Mekanizması Çözümü

Deprem sonucu oluşan elastik dalgaların (cisim ve yüzey dalgaları) dinamik özelliklerini etkileyen en önemli faktörlerden birisi, deprem odağındaki hareketin mekanizmasıdır. Bu nedenle cisim dalgaları, hem de yüzey dalgaları depremlerin odak mekanizmasının saptanmasında kullanılır.
Sekil 1.5 te dört farklı faylanma türü için sembolize edilen odak mekanizması çözümleri görülmektedir.

•  Şiddet ( I )

Her hangi bir derinlikte olan depremin, yer yüzündeki bir noktada hissedilen etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle, depremin şiddeti onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı, yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılığa bağlı olarak değişik olabilmektedir. Şiddet, depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekte beraber, deprem dolayısıyla oluşan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır.

Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan “Şiddet Cetvelleri” ne göre değerlendirilmektedir. Diğer bir değişle “Deprem Şiddet Cetvelleri” depremin etkisinde kalan canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceği etkileri belirlemektedir. Deprem şiddet cetvellerinde, şiddetler Romen rakamıyla gösterilmektedir. Şiddetin V ve daha küçük belirlendiği bölgelerde depremler genellikle yapılarda hasar oluşturmazlar.

VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanılarak değerlendirilmektedir. Geliştirilmiş Mercalli Ölçeği Çizelge 1 de verilmektedir.

Çizelge 1. Geliştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeği.

I

İnsanlar hiçbir yer hareketi hissetmez. Yalnızca sismogramlar tarafından kaydedilir.

II

Sarsıntı, dinleniyorken (yatarak, oturarak v.b.) ve/veya yüksek katlı binaların üst katlarında ancak birkaç kişi tarafindan hissedilebilir.

III

Ev/bina içerisindeki bir çok insan sarsıntıyı hisseder. Asılı nesneler ileri-geri sallanır. Dışarıdaki insanlar bir deprem olduğunu anlamazlar.

IV

Bir çok insan hareketi ev içerisinde hisseder. Asılı nesneler sallanır. Tabak çanaklar, pencereler ve kapılardan sesler gelir. Deprem ağır bir kamyon duvara çarpmış gibi hissedilir. Dışarıdaki birkaç insan sarsıntıyı hissedebilir. Parketmiş arabalar sallanır.

V

Hemen hemen herkes hisseder. Uyuyan insanlar uyanır. Kapılar sarsıntılar açılır veya kapanır. Tabak çanaklar kırılır. Duvardaki resimler yerinden oynar. Küçük nesneler oynar veya devrilir. Ağaçlar sallanabilir. Açık kaplardaki sıvılar dökülebilir.

VI

Sarsıntıyı herkes hisseder. İnsanlar yürümekte zorlanır. Raflardaki nesneler, duvardaki resimler düşer. Mobilyalar yerinden oynar. Duvarlarda sıva çatlakları oluşabilir. Ağaçlar ve çalılar sallanır. Kötü inşa edilmiş yapılarda küçük hasarlar oluşur. Yapısal hasar oluşmaz.

VII

İnsanlar ayakta durmakta zorluk çeker.Sürücüler arabalarının sallandığını hisseder. Bazı mobilyalar kırılır. Binalardan kiremitler düşer. İyi inşa edilmiş yapılarda orta hasar; kötü inşa edilmiş yapılarda önemli ölçüde hasarlar meydana gelir.

VIII

Sürücüler arabayı kontrol etmekte zorlanırlar. Kule ve baca gibi uzun yapılar bükülür veya kırılabilir. İyi inşa edilmiş yapılar hafif, kötü inşa edilmiş yapılar ağır hasara uğrar. Ağaç dalları kırılır. Zemin ıslak ise yamaç yerlerde kırılmalar oluşabilir. Kuyulardaki su seviyesi değişebilir.

IX

İyi inşa edilmiş yapılar büyük hasarlara uğrar. Bazı yer altı kanalları kırılır. Yer çatlakları oluşur. Su kaynakları çeşitli hasarlara uğrar.

X

Bir çok yapı ve temelleri yıkılır. Bazı köprüler yıkılır. Barajlar ciddi şekilde hasar görür. Büyük heyelanlar olur. Kanal, nehir ve göl kenarlarında su taşkınları olur. Geniş alanlarda yer çatlakları oluşur. Demir yollarında hafif kıvrılmalar olur.

XI

Bir çok yapı tamamen çöker. Bazi köprüler tamamen yıkılır. Yerde büyük kırıklar görülür. Yer altı borularında ağır hasarlar oluşur. Demiryollarında oldukça çok kıvrılmalar oluşur.

XII

Hemen hemen her şey tahrip olur. Nesneler havaya fırlar. Yeryüzü şekil değiştirir. Büyük kaya kaymaları olabilir.

  Büyüklük (M, Manyitüd)

Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi imkani olamadığından, Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan “Manyitüd” tanımlanmıştır. Richter, episantrdan 100 km uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografi ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron = 0.001 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin “manyitüdü” olarak tanımlanmıştır.

Deprem büyüklükleri 5 farklı şekilde hesaplanır:

•  Süreye Bağlı Büyüklük (Md)

Daha büyük depremlerin, sismometre üzerinde daha uzun bir süre için salınımlara yol açacağı ilkesinden hareket edilir. Depremin, sismometre üzerinde ne kadar uzun süreli titreşim oluşturduğu ölçülür ve deprem merkezının uzaklığı ile ölçeklenir. Bu yöntem daha çok küçük (M<5.0) ve yakın (r<300 km) depremler için kullanılır.

•  Yerel (Lokal) Büyüklük (Ml)

Bu yöntem 1935'de Richter tarafından depremleri ölçmek için önerilen ilk yöntemdir. Bu yöntem, havuza atılan taş örneğine benzetecek olursak, taşın suya çarparken oluşturduğu ses dalgalarının suyun içerisine yerleştirilmiş bir mikrofon ile dinlenmesine benzetilebilir. Ses kaydında oluşan en yüksek genlik değeri, uzaklık ile ölçeklenerek taşın büyüklüğü hakkında bilgi verecektir. Depremin büyüklüğünü bu yöntemle kestirirken de aynı ilke uygulanır. Bu yöntem de görece küçük (büyüklüğü 6.0 dan az) ve yakın (uzaklığı 700 km de az) depremler için kullanılır. Doğru değerlerin bulunması için sismometrelerin çok iyi ayar edilmiş olması esastır.

•  Yüzey Dalgası Büyüklüğü (Ms)

Bu yöntem ilk iki yöntemin yetersiz kaldığı büyük depremleri (M>6.0) ölçmek için geliştirilmiştir. Havuz örneğine geri dönecek olursak, suyun yüzeyinde oluşan ve halkalar şeklinde merkezden çevreye yayılan dalgaların en yüksek genliginin ölçülmesi esasına dayanır. Bu tür dalgalar yeryüzünde kaynaktan çok uzak mesafelere yayılabilirler. Diğer yöntemlerin aksine bu yöntemin güvenilirliği uzak mesafelerden yapılan ölçümlerde daha da artar.

•  Cisim Dalgası Büyüklüğü (Mb)

Bu yöntem yüzey dalgası yöntemine benzer, tek farkı yüzeyden yayılan dalgalar yerine derinliklerde ilerleyen dalgaların kullanılmasıdır. Yine havuz örneğindeki gibi, taşın suya çarpması ile oluşan ses dalgalarının (akustik dalga) uzak mesafelere yayılması esas alınmaktadır. Deprem için de durum benzerdir. Ancak yerkabugu içerisinde sadece ses dalgası (P) degil, kesme dalgası (S) adı verilen bir başka dalga türü de üretilir. Bu iki dalga türünün tümüne Cisim Dalgaları adı verilmektedir. Sismometreler, bu her iki dalga türünü (Cisim Dalgalari) de kaydeder. Uzak mesafelere yayılan bu dalgaların en yüksek genligi odak noktasındaki deprem büyüklüğü hakkında bilgi verecektir.

•  Öncü ve Artçı Depremler

Büyük bir deprem çok ender olarak tek sarsıntıdan oluşur. Bazen büyük bir depremden (ana sok) birkaç gün ya da birkaç hafta önce, ana sok yakınında küçük sarsıntılar olabilir. Bunlara “öncü depremler” denir. Örnek olarak 22 Mayıs 1971 Bingöl depreminden bir gün önce olan deprem bu depremin “öncü depremi” olmuştur. Bu deprem daha sonra büyük deprem olduğu için öncü deprem olarak nitelendirilmiştir. Eğer arkasından bu büyük deprem olmasaydı o zaman o deprem kendi başına bir deprem olarak nitelendirilecekti. 1 Ekim 1995 Dinar depreminden önce kaydedilen depremler de “öncü” depremler niteliğindedir.

Büyük bir depremden sonra aylarca sürebilen, ana sarsıntıdan daha küçük ve zamanla giderek araları açılan ve büyüklüklerı azalan bir dizi sarsıntılar olmaktadır. Bunlara da “artçı depremler” denir. Ana fay bölgesi ya da dogrultusu üzerindeki jeolojik yapı değişken olduğu için, birikmiş bütün enerji tek büyük sarsıntı ile boşalmaktadır ve enerji boşalması ve gerilmelerin yeniden dağılımı sürekli olarak devam etmekte ve büyük bir depremin arkasından yüzlerce hatta binlerce daha küçük deprem günlerce, haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebilmektedir. Düşey atımlı faylarla ilgili depremlerde artçı sarsıntılar daha uzun sürmektedir. 1970 Gediz ve Dinar depremlerinin artçılarıçok uzun sürmüş, Gediz depreminde 1 yıl kadar olmuştur.

Artçı sarsıntılar genellikle ana sarsıntıdan daha küçük manyitüdlü olmaktadır. Ana sarsıntıdan etkilenen bazı yapıların hasarı, büyükçe manyitüdlü artçı depremlerde daha da artabilir, hatta artçı depremler hasarlı yapıları yıkabilir. Özellikle ilk sarsıntıda yıkılmaya çok yaklaşmış yapılar çok sayıda olan artçı sarsıntılarda hızla yıkılmaya geçebilir. Ana sarsıntıdan sonra olan en büyük artçı sarsıntının manyitüdü çoğunlukla ana sarsıntıdan 1 ölçek daha küçük olmaktadır.

•  Mikrodeprem

Büyüklüğü M=3 ve daha küçük olan depremler mikrodeprem olarak isimlendirilir. Mikrodepremler, genellikle yer kabugunun üst kesimlerinde oluşurlar. Bu depremler zemin gürültüleri şeklinde de gelişebilirler. Bu nedenle bu tür depremler öncü yada artçı depremlerle kolaylıkla karıştırılabilir. Büyük bir depremden önce, bu tür depremlerin normal zemin gürültüsü mü yoksa öncü bir deprem mi olduğuna karar vermek güçtür. Örneğin baraj ve yapay göl gibi büyük su kütleleri inşa edildikten sonra o bölgede artan mikro deprem etkinligi bu tür depremlerdir.

•  Deprem Fırtınası

Sınırlı bir bölgede bir hafta yada birkaç hafta süresince çok sayıda oluşan mikro depremler deprem fırtınası olarak isimlendirilir. Deprem fırtınası diğer bir enerji boşalım yoludur. Deprem fırtınası bir ana şokun varlığını belirtmez ve en fazla sayıya ulaşıncaya kadar sürekli artar ve sonra yavaş yavaş azalır. Deprem fırtınaları, genellikle bir gün içinde birkaç bin küçük deprem oluşumu şeklinde görülür. Bu tür depremler, volkanik bölgelerde daha sık gözlenmektedir.


DEPREM TÜRLERİ
•  Köklerine Göre;

•  Tektonik Depremler: Levha hareketleri sonucu olan depremlerdir.

•  Volkanik Depremler: Volkan patlamaları öncesinde ve sırasında olan depremlerdir.

•  Çöküntü Depremleri: Yeraltındaki boşlukların çökmesi sonucu oluşan depremler.

•  İnsanların Neden Oldukları Depremler: Taşocağı patlamaları v.b.


•  Derinliklerine Göre;

•  Sığ Depremler: 0 - 70 km

•  Orta Derinlikte Depremler: 70 - 300 km

•  Derin Odaklı Depremler: 300 - 700 km

•  Uzaklıklarına Göre;

•  Yerel Deprem: 100 km den daha az

•  Yakın Deprem: 100 km – 1.000 km arası

•  Bölgesel Deprem: 1.000 km – 5.000 km arası

•  Uzak Deprem: 5.000 km den daha çok

•  Büyüklüklerine Göre;

•  Çok Büyük Depremler: M > 8.0

•  Büyük Depremler: 7.0 < M < 8.0

•  Orta Büyüklükte Depremler: 5.0 < M < 7.0

•  Küçük Depremler: 3.0 < M < 5.0

•  Mikro Depremler: 1.0 < M < 3.0

•  Ultra Mikro Depremler: M < 1.0

english iletişim site haritası İBB İBB